top of page

YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? KOŞULLARI NELERDİR ? (Yargıtay İçtihatları Işığında)


GİRİŞ


Türk Medeni Kanunu çeşitli maddelerde evlilik birliği içinde ve evlilik birliği son bulduktan sonra istenebilecek nafakaları düzenlemiştir. Bir diğer yazımızda eşe verilebilecek nafakalardan davanın devamı süresince talep edilebilen tedbir nafakasını değerlendirmiştik. Bu yazımızda da eşe verilebilecek bir diğer nafaka türü olan yoksulluk nafakasını değerlendireceğiz.

 

nafaka

YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR?


Yoksulluk nafakası Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre eşe verilebilecek nafakalardan ikincisidir. Türk Medeni Kanunu madde 175’te düzenlenmiştir.


Eşlerin boşandıktan sonra birbirlerine tam olarak yabancı sayılamayacağı için ahlaki yardım gerekleri çerçevesinde eşlerden biri eş sıfatı ile yoksulluk nafakası isteyebilmektedir. TMK. m. 175 hükmüne göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.


Bu yazımızda yoksulluk nafakasının genel özelliklerini Yargıtay kararları üzerinden örnekler ile değerlendireceğiz. Yoksulluk nafakasında süre, yoksulluk nafakası miktarının belirlenmesi, yoksulluk nafakasında usul, faiz ve nafakanın ödenmemesi gibi diğer konulardaki yazılarımıza internet sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz.

 



YOKSULLUK NAFAKASI VERİLMESİNİN KOŞULLARI NELERDİR ?


1. Yoksulluk Nafakası İsteyen Taraf Ağır Kusurlu Olmamalıdır


TMK m. 175 hükmünde yoksulluk nafakası için ağır kusurlu olmamak koşulu getirilmiştir. Bu durumda boşanma davasında kusursuz, az kusurlu ve eşit kusurlu olan eş yoksulluk nafakası isteyebilecektir. Madde metnindeki kusur kavramı boşanma sebebinde kusur olarak yorumlanmalıdır.


‘‘...Davalının bir başkası ile ilişkiye girdiği ve onunla yaşadığı anlaşılmaktadır. Bu açıklama karşısında kendisine tedbir ve yoksulluk nafakası takdir edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.’’[1]


‘‘...Davalı-karşı davacı kadının evlenme olmaksızın fiilen başkası ile yaşadığı anlaşılmakla davalı-karşı davacı kadın yararına tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.’’[2]

 

Bu noktada kusur incelemesinin yerinde olması adına yoksulluk nafakası takdirinde kusur durumunu etkileyen davaların sonucunun beklenmesi gerekmektedir.

 


2. Yoksulluk Nafakası İsteyen Yoksulluğa Düşecek Olmalıdır

 

TMK. m. 175 hükmüne göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf yoksulluk nafakası isteyebilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yeme, barınma, giyinme, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi düşüncesindedir[3].


Burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta yoksulluk nafakası verilmesinde amacın istemde bulunanın evli olduğu sıradaki yaşantısını devam ettirmek değildir. Yoksulluk nafakasının amacı eşin zorunlu gereksinimlerini karşılayarak eşi yoksulluktan kurtarmaktır.

Eşin gelirinin olması yoksul sayılmasına engel olmayacaktır. Gelirinin yetersiz olması durumunda yoksul sayılacaktır.



‘‘...Kadının mevcut geliri onu yoksulluktan kurtaracak seviyede değildir. Bu hususta nazara alınarak kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru değildir.’’[4]


‘‘...davalı kadının ev hanımı olduğu, babasının yanında kaldığı, işi ve geliri bulunmadığı anlaşılmaktadır. TMK 175. Madde koşulları oluştuğundan davalı kadın yararına uygun miktar yoksulluk nafakası verilmesi gerekirken bu isteğin reddi doğru değildir.’’[5]

           


Yoksulluk nafakası isteyenin işten ayrılmış olması durumunda işinden kendi iradesi ile mi ayrıldığı yoksa iradesi dışında mı ayrıldığı hususu araştırılmalıdır. İşten çıkartılmış olan ya da hastalık sebebiyle işten çıkmış olan eş diğer şartları da taşıması halinde yoksulluk nafakası alabilecektir.


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yerleşik kararlarında asgari ücret düzeyinde gelire sahip olunmasını yoksulluğu ortadan kaldırıcı bir olgu olarak kabul etmemektedir.[6] 

Aynı zamanda eşin maddi ve manevi tazminat alması da ekonomik durumu değerlendirirken yoksul sayılmasına engel oluşturmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu konuda hükmedilen maddi ve manevi tazminatların hukuksal dayanağı ile yoksulluk nafakasının hukuksal dayanağının birbirinden farklı olduğu bu sebeple birinin diğeri yerine ikame edilemeyeceği gibi birini alanın diğerini alamayacağının ileri sürülmesinin yasal mevzuat karşısında mümkün olmadığı yönünde kararları bulunmaktadır.[7]


Bunlarla birlikte boşanma davasında yoksulluğu kendileri yaratanlar yoksulluk nafakası alamayacaktır. Bedeni ve fikri yeteneğine rağmen isteyerek çalışmıyorsa, yeterli geliri olan işten kendi isteği ile ayrılmışsa yahut muvazaalı olarak devir yaptığı anlaşılmışsa yoksulluk nafakası verilmemesi gerektiği yerleşik içtihatlar ile desteklenmektedir.


‘‘...Davacının, bakım ve rehabilitasyon merkezinde bakım personeli olarak çalışıyor ve yeterli gelire sahip iken dava sırasında 10.08.2010 tarihinde kendi isteğiyle işten ayrıldığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Boşanma davası sırasında kendi isteğiyle işten ayrılan taraf yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Bu husus gözetilmeden davacı yararına aylık irat biçiminde yoksulluk nafakası takdir edilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.’’[8]


‘‘...Herhangi bir engeli bulunmayan davalı kocanın çalışmaması, kendisini nafaka yükümlülüğünden kurtarmaz. Bu sebeple davacı kadın lehine uygun miktar yoksulluk nafakası takdiri gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.’’[9]

 


3. Yoksulluk Belirlenmelidir

 

Yoksulluk nafakası isteyenin ekonomik durumunun araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmayacaktır. Dolayısıyla yoksulluk nafakası isteyenin ekonomik ve sosyal durumu belirlenmelidir. Bunun için işyerinden araştırma yapılmalı, yapılan araştırmada yoksulluk nafakası isteyen eşin hangi dönemlerde çalıştığı, net geliri, işten ayrılma varsa sebebi, ayrılma sonucu tazminat ödenip ödenmediği belirlenmelidir. Çalışması halinde işin sürekliliği ve düzenli geliri belirlenmelidir. Ücret ve ücret belgesi araştırılmalı, yurtdışında çalışma varsa belgelendirilmeli, gerekirse tanık dinlenmelidir. Geliri varsa gelir kaynağından araştırma yapılmalıdır. Taşınmazların olması durumunda tapu kayıtları incelenmeli, miras olması durumunda mirasçılık belgesi incelenmeli, miras payı belirlenmelidir.

 

4. Nedensellik Bağı Gerçekleşmelidir

 

İlgili kanun maddesinde ‘‘boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş’’ deyiminde nedensellik bağı anlatılmaktadır. Nafaka isteyenin yoksulluğu kendi isteğiyle gerçekleşmemelidir. Boşanması ile yoksulluğa düşmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.

 

5. Yoksulluk Nafakası İsteği Bulunmalıdır

 

Yoksulluk nafakasında hakim tarafların isteği ile bağlıdır. Aile mahkemesi hakimi istenilen yoksulluk nafakası miktarını aşamaz. İstek olmaması halinde ya da  boşanma davasında nafaka istemediğini açıklayan taraf için yoksulluk nafakası verilemez.

    

‘‘...Davacı kadın dava dilekçesinde 70 YTL. yoksulluk nafakası isteğinde bulunmuştur. Mahkemece talep aşılmak suretiyle 100 YTL. yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.’’[10]


İsteğin belirsiz olması halinde hakim istekte bulunana açıklattırarak karar vermelidir. Miktar açıkça belli değilse aile mahkemesi hakimi beyan sahibinden istek miktarı hakkında açıklama istemelidir.


Miktarı da gösterilerek istenilen yoksulluk nafakası hakkında hakim olumlu ya da olumsuz bir karar vermelidir. Boşanma davasının reddedilmesi halinde nafaka isteği de karara bağlanmış sayılır[11].


Yoksulluk nafakası talebi isteğe bağlı taleplerden olması sebebiyle talep sonucunun genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına tabidir. Dava, cevap, cevaba cevap veya ikinci cevap dilekçesinde istenilmeyen yoksulluk nafakasının daha sonra istenilmesi bu yasak kapsamına girecektir.


Yoksulluk nafakasında boşanmadan sonra da nafaka isteminde bulunulabilir. Boşanma davasında nafaka istenilmemiş ise evliliğin boşanma sebebile sona ermesinden doğan dava haklarından biri olan yoksulluk nafakası isteme hakkı boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.[12]


Yargılama bittikten sonra istemde bulunulması halinde yoksulluk nafakası ayrı bir davaya konu olacaktır.


Anlaşmalı boşanma davalarında yoksulluk nafakası istenilmemesi halinde daha sonrasında yeni bir dava ile yoksulluk nafakası istenemez.[13]


Bu yazımızda yoksulluk nafakasının genel özelliklerini Yargıtay kararları üzerinden örnekler ile değerlendirdik. Yoksulluk nafakasında süre, yoksulluk nafakası miktarının belirlenmesi, yoksulluk nafakasında usul, faiz ve nafakanın ödenmemesi gibi diğer konulardaki yazılarımıza internet sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz.


Nafaka gerek usul gerekse icrası açısından detaylı hususları içerisinde barındırması sebebiyle diğer alacaklardan oldukça farklı ve uzmanlık gerektiren bir konudur. Nafaka alacağına ilişkin alanında uzman avukatlardan hukuki destek alınması gerekmektedir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Av. Cevdet YILMAZ


[1] Y2HD, 03.11.2004, 13618- 13028

[2] Y2HD, 07.03.2007, 15630- 3493

[3] YHGK, 04.05.2011, E. 2011/2-155, K. 2011/278

[4] Y2HD, 05.05.2005, 6466- 7457

[5] Y2HD, 15.05.2007, 19580- 8064

[6] YHGK, 07.07.2010, E. 2010/2-371, K. 2010/364

[7] YHGK, 25.11.2009, E. 2009/2-500, K. 2009/557

[8] Y2HD, 19.09.2012, E. 2012/2877, K. 2012/21768

[9] Y2HD, 05.02.2009, 21217- 1592

[10] Y2HD, 14.02.008, 1084- 1516

[11] YHGK, 22.12.2010, E. 2010/2-649, K. 2010/683

[12] TMK m. 178

[13] Y2HD, 02.04.2002, 4038- 4625

4 görüntüleme

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Commenting has been turned off.
bottom of page