top of page

YOKSULLUK NAFAKASINDA SÜRE VE NAFAKANIN SONA ERMESİ


Türk Medeni Kanunu çeşitli maddelerde evlilik birliği içinde ve evlilik birliği son bulduktan sonra istenebilecek nafakaları düzenlemiştir. Diğer yazılarımızda eşe verilebilecek nafakalardan davanın devamı süresince talep edilebilen tedbir nafakasını ve yoksulluk nafakasının genel özelliklerini değerlendirmiştik. Bu yazımızda yoksulluk nafakasında süre ve nafakanın sona ermesini değerlendireceğiz.



nafaka

YOKSULLUK NAFAKASI NE KADAR SÜRE İÇİN VERİLİR ?

 

Yoksulluk nafakasının başlangıç tarihi kural olarak davanın kesinleşme tarihidir. Boşanma davası içinde istenen yoksulluk nafakasının başlangıç tarihi dava tarihi değildir. Bu kapsamda tedbir nafakası ile karıştırılmamalıdır. Gerekçeli kararda yoksulluk nafakasının hangi tarihten itibaren geçerli olacağı mahkeme tarafından açıkça belirtilmelidir.


TMK. m. 175 hükmüne göre yoksulluk nafakasına kural olarak süresiz olarak hükmedilir. Yoksulluk nafakası talebinde bulunan yoksulluk nafakası süresini sınırlandırmamışsa ya da süre konusunda taraflar anlaşarak bu anlaşmayı mahkemeye sunmamışlarsa mahkeme yoksulluk nafakasına süresiz olarak hükmetmektedir. Ancak istem süreye bağlı olarak yapılmışsa hakim istenen süreye kadar geçerli olmak üzere yoksulluk nafakasına hükmetmek zorundadır ve taleple bağlıdır.



‘‘...Davacı dava dilekçesinde, dava bittikten sonra bir yıl süreyle yoksulluk nafakası talebinde bulunmuş olduğu halde süreyle sınırlı ve geçerli olmak üzere yoksulluk nafakasına hükmetmek gerekirken istek dışına çıkılarak bu süreyle bağlı kalınmaksızın nafaka takdiri usul ve yasaya aykırı ise de; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir.’’[1]

 


YOKSULLUK NAFAKASI NASIL SONA ERER ?

 

Yoksulluk nafakası alacaklısının yeniden evlenmesi halinde yoksulluk nafakası kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.



‘‘...kadın lehine takdir edilen yoksulluk nafakasının Türk Medeni Kanununun 176/3. Maddesi gereğince evlenmekle kendiliğinden kalkacağının tabi bulunmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına.’’[2]


Eşlerden birinin ölmesi halinde yoksulluk nafakası TMK m176 f. III hükmüne göre kendiliğinden sona ermektedir.



‘‘...davalı kocanın boşanma kararı kesinleştikten sonra 09.12.2011 tarihinde öldüğü ve kesinleşme tarihinden ölüm tarihine kadar davalı kocanın yoksulluk nafakasından sorumlu olacağının anlaşılmasına göre tarafların yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına.’’[3]



Yoksulluk nafakası alacaklısının başkasıyla yaşaması halinde yoksulluk nafakası mahkeme kararıyla kaldırılabilmektedir. Bu durumda evli olmalarına gerek yoktur. Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi birlikte yaşadığının sabit olması halinde yoksulluk nafakası mahkemece kaldırılabilmektedir. Birlikteliğin eşcinsel birliktelik olması da sonucu değiştirmeyecektir. Cinsel birlikteliği de içeren bir yaşam ortaklığının kurulmuş olması uygulama açısından yeterlidir.



‘‘...Türk Medeni Kanununun 176/3. Maddesinde, yararına yoksulluk nafakası takdir edilen kadının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması halinde mahkeme kararı ile nafakanın kaldırılacağı öngörülmüştür. Somut olayda; davalının ablası ve yeğeni olan şahıslar davacı tanığı sıfatıyla dinlenilmiş, bizzat davalının hoca nikahıyla evlendiğini kendilerine söylediğini, hatta zaman zaman davalının bu kişiyle görüşmek için Antalya;’ya gittiğini, o kişinin de davalının yaşadığı yere geldiğini ve para gönderdiğini beyan etmişlerdir. Davalının oğlu da; annesinin imam nikahlı evli olduğunu söylediğini, Antalya’ya gittiklerinde de kendilerinin yanında bu adamla görüştüğünü beyan etmiştir. Bunlar dışında davacı tarafından davalının birlikte yaşadığı ileri sürülen şahısla çektirdiği bir kısım fotoğraflar da dosyaya delil olarak sunulmuştur. Bir kısmı ev ortamında bir kısmı ise stüdyoda çekildiği anlaşılan fotoğraflarda davalı ile imam nikahı kıydırdığı iddia edilen şahıs arasındaki yakınlık davacı tanıklarının beyanlarını doğrular niteliktedir. Kaldı ki, tanık beyanlarının tümden duyuma da dayalı olduğu söylenemez. O halde; davacı tarafın dayandığı delillerle davasını ispat ettiği nazara alınıp yoksulluk nafakasının da kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin hatalı değerlendirilerek istemin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.’’[4]



Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması halinde ise nafakanın kaldırılması için usulüne uygun olarak açılmış dava bulunması gerekmektedir. Bu durumda yoksulluğun ortadan kalktığının kanıtlanması halinde mahkemece yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilir.

Yine bir diğer nafakanın sona ermesi durumu olarak TMK m. 176 f. III ‘e göre nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesi sebebiyle de mahkeme kararıyla yoksulluk nafakası kaldırılabilmektedir.


Bu yazımızda yoksulluk nafakasının ne kadar süre için verilebileceğini ve yoksulluk nafakasının nasıl sona erebileceğini Yargıtay kararları üzerinden örnekler ile değerlendirdik. Yoksulluk nafakasının genel özellikleri, yoksulluk nafakası miktarının belirlenmesi, yoksulluk nafakasında usul, faiz ve nafakanın ödenmemesi gibi diğer konulardaki yazılarımıza internet sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz.


Nafaka gerek usul gerekse icrası açısından detaylı hususları içerisinde barındırması sebebiyle diğer alacaklardan oldukça farklı ve uzmanlık gerektiren bir konudur. Nafaka alacağına ilişkin alanında uzman avukatlardan hukuki destek alınması gerekmektedir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Av. Arb. Cevdet YILMAZ


[1] Y2HD, 17.11.2009, 14788- 19943

[2] Y2HD, 21.03.2005, 1614- 4399

[3] Y2HD, 10.10.2012, E. 2012/1507, K. 2012/24142

[4] HGK, 22.12.2010, E.2010/3-634, K. 2010/677

2 görüntüleme

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Commenti


I commenti sono stati disattivati.
bottom of page