DERNEKLERDE YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN MALİ VE CEZAİ SORUMLULUĞU
Giriş
Son dönemde kamuoyuna yansıyan dernek ve bağış tartışmaları, sivil toplum kuruluşlarında şeffaflık, hesap verebilirlik ve yönetici sorumluluğu konularını yeniden gündeme getirmiştir. Özellikle yardım dernekleri, afet dönemlerinde veya kamuoyunun yoğun ilgi gösterdiği kampanyalarda yüksek miktarda bağış toplayabilmekte bu bağışların hangi amaçla toplandığı, nasıl kullanıldığı ve kimler tarafından denetlendiği toplum nezdinde önem kazanmaktadır.

Dernekler, kar amacı gütmeyen tüzel kişiliklerdir. Ancak bu durum, dernek yöneticilerinin hukuki, mali veya cezai sorumluluğunun bulunmadığı anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca yönetim kurulu, derneğin yürütme ve temsil organıdır ve bu görevini kanuna ve dernek tüzüğüne uygun şekilde yerine getirmekle yükümlüdür.
Bu nedenle dernek yönetim kurulu üyeleri derneğin faaliyetlerini kanuna, tüzüğe, genel kurul kararlarına ve derneğin amacına uygun şekilde yürütmeli gelir-gider kayıtlarını usulüne uygun tutmalı bağışların amacına uygun kullanılmasını sağlamalı ve denetim yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Aksi halde mali, idari ve bazı durumlarda cezai sorumluluk gündeme gelebilir.
Bu yazımızda derneklerde yönetim kurulu üyelerinin mali ve cezai sorumluluğu, bağışların kullanımı, defter ve kayıt düzeni, denetim yükümlülükleri ve dernek yöneticilerinin dikkat etmesi gereken temel hususlar incelenmiştir.
Dernek Yönetim Kurulunun Hukuki Konumu
Derneklerde yönetim kurulu, Türk Medeni Kanunu m.85 gereğince derneğin yürütme ve temsil organıdır. Bu kapsamda yönetim kurulu, dernek adına işlem yapar, derneğin faaliyetlerini yürütür, gelir ve gider süreçlerini takip eder, defter ve kayıt düzeninin sağlanmasından sorumludur.
5253 sayılı Dernekler Kanunu m.30 uyarınca dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları dışında faaliyette bulunamazlar. Bu düzenleme, yönetim kurulunun faaliyet alanını belirleyen temel sınırlardan biridir. Dolayısıyla yönetim kurulu, derneğin malvarlığını ve gelirlerini yalnızca derneğin tüzüğünde belirtilen amaçlara uygun şekilde kullanmalıdır.
Bununla birlikte her yönetim kurulu üyesinin, derneğin bütün borçlarından otomatik olarak şahsen sorumlu olduğu söylenemez. Kural olarak derneğin borçlarından dernek tüzel kişiliği sorumludur. Ancak yönetim kurulu üyesinin kanuna, tüzüğe, genel kurul kararına veya özen yükümlülüğüne aykırı kusurlu davranışı nedeniyle zarar doğmuşsa, kişisel sorumluluk gündeme gelebilir.
Mali Sorumluluk Hangi Hallerde Doğar?
Dernek yönetim kurulu üyelerinin mali sorumluluğu çoğunlukla dernek malvarlığının hukuka, tüzüğe veya dernek amacına aykırı şekilde kullanılması halinde ortaya çıkar. Derneğe ait paranın, bağışların, taşınır veya taşınmaz malların dernek amacı dışında kullanılması yeterli belgeye dayanmayan harcamalar yapılması veya dernek gelirlerinin usulsüz şekilde tahsil edilmesi önemli riskler doğurur.
5253 sayılı Dernekler Kanunu m.11 uyarınca dernek gelirleri alındı belgesi ile toplanır ve dernek giderleri harcama belgesi ile yapılır. Dernek gelirlerinin banka aracılığıyla toplanması halinde banka dekontu veya hesap özeti alındı belgesi yerine geçer. Aynı maddeye göre alındı belgeleri ve harcama belgelerinin saklama süresi beş yıldır.
Dernekler Yönetmeliği m.38 de gelir ve gider belgelerine ilişkin usulü düzenlemektedir. Buna göre dernek gelirleri alındı belgesiyle tahsil edilir giderler ise fatura, perakende satış fişi, serbest meslek makbuzu, gider makbuzu veya banka dekontu gibi belgelerle yapılır. Yönetmelik m.39 uyarınca, defterler hariç olmak üzere dernekler tarafından kullanılan alındı belgeleri, harcama belgeleri ve diğer belgeler beş yıl süreyle saklanır.
Bu çerçevede özellikle şu durumlarda mali sorumluluk gündeme gelebilir:
Bağışların toplandığı amaç dışında kullanılması,
Dernek gelirlerinin alındı belgesi veya banka kaydı olmaksızın tahsil edilmesi,
Harcamaların fatura, makbuz, sözleşme veya banka dekontu ile belgelendirilememesi,
Dernek adına yapılan ödemelerin kişisel hesaplar üzerinden yürütülmesi,
Yönetim kurulu kararı olmaksızın önemli mali taahhütlere girilmesi,
Dernek malvarlığının yönetici, üye veya üçüncü kişilerin kişisel menfaatine kullanılması,
Defter ve kayıtların eksik, gerçeğe aykırı veya usule aykırı tutulması.
Bu tür durumlarda sorumluluk yalnızca dernek içi bir mesele olarak kalmayabilir. Somut olayın niteliğine göre tazminat sorumluluğu, idari para cezası, görevden uzaklaştırma, savcılığa bildirim ve ceza soruşturması gibi sonuçlar doğabilir.
Defter, Kayıt ve Beyanname Yükümlülükleri
Derneklerde mali sorumluluğun önlenmesinin en önemli yollarından biri düzenli defter ve kayıt sistemidir. Dernekler Yönetmeliği m.31 derneklerin kural olarak işletme hesabı esasına göre defter tutacağını belirli hallerde bilanço esasına göre defter tutulabileceğini düzenlemektedir. Yönetmelik m.32’de tutulacak defterler, m.36’da ise defterlerin tasdik usulü düzenlenmiştir.
Defterlerin tutulmaması veya tasdiksiz defter kullanılması yalnızca muhasebesel bir eksiklik değildir. Dernekler Kanunu m.32/d uyarınca, derneğe ait tutulması gereken defter veya kayıtları tutmayan ya da tasdiksiz defter tutan dernek yöneticileri hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası uygulanabilir. Defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmaması halinde ise dernek yöneticileri ve defterleri tutmakla sorumlu kişiler hakkında idari para cezası gündeme gelir.
Beyanname yükümlülüğü de yönetim kurulu açısından önemlidir. Dernekler Kanunu m.19 uyarınca dernekler, yıl sonu itibarıyla faaliyetleri ile gelir ve gider işlemlerinin sonuçlarını düzenleyecekleri beyanname ile her yıl nisan ayı sonuna kadar mülki idare amirliğine vermekle yükümlüdür. Dernekler Yönetmeliği m.83 de dernek yönetim kurulu başkanlarının her takvim yılının ilk dört ayı içinde bir önceki yıla ait dernek beyannamesini vermekle yükümlü olduğunu düzenlemektedir.
Beyannamenin gerçeğe aykırı düzenlenmesi ayrıca yaptırım doğurabilir. Dernekler Kanunu m.32/j uyarınca, m.19’da belirtilen beyannameyi bilerek gerçeğe aykırı olarak verenler adli para cezası ile cezalandırılır. Dernekler Yönetmeliği m.84’e göre beyannamelerde suç oluşturan hususların tespiti halinde durum Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilebilir.
Bağışların Amacına Uygun Kullanılması
Dernekler bakımından en hassas konulardan biri bağışların amacına uygun kullanılmasıdır. Bir bağış belirli bir kampanya, proje, afet yardımı, eğitim desteği veya sosyal yardım amacıyla toplanmışsa, bu bağışların o amaca uygun şekilde kullanılması gerekir.
Yardım toplama faaliyetleri bakımından 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu özel hükümler içermektedir. Kanun m.6 uyarınca kişiler ve kuruluşlar, yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamazlar. Kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflardan hangilerinin izin almadan yardım toplayabileceği ise Cumhurbaşkanınca belirlenir.
2860 sayılı Kanun m.11’e göre de tüzel kişilerin sorumlu kurulu, yönetim organlarıdır. Bu nedenle bir dernek yardım toplama faaliyeti yürütüyorsa, yönetim kurulu bu faaliyetin yürütülmesi bakımından özel bir sorumluluk alanına girer.
Aynı Kanun m.14 uyarınca yardım toplama faaliyetine girişenler faaliyetin düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinden, süresi içinde sonuçlandırılmasından, toplanan para ve eşyanın korunmasından ve amaca uygun şekilde kullanılmasından sorumludur. Kanun m.16’ya göre yardım toplama faaliyetleriyle sağlanan net gelirin gerçekleştirilmek istenen amaç doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığı izin veren makamın gözetim ve denetimine tabidir.
Yine 2860 sayılı Kanun m.17 uyarınca sorumlu kurullar, yardım toplama süresinin bitiminden itibaren on gün içinde toplanan yardımın kesin hesabını çıkarmak ve bir örneğini izin veren makama vermekle yükümlüdür. Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik m.14 de kesin hesap, bildirim ve denetim sürecini ayrıca düzenlemektedir.
Bu nedenle kamuoyuna açık yardım kampanyalarında derneklerin bağış toplama amacı, izin süreci, sorumlu kişiler, harcama kalemleri, kesin hesap ve denetim süreci baştan belirlenmelidir.
Cezai Sorumluluk Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Dernek yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğu her usulsüzlükte otomatik olarak doğmaz. Ceza sorumluluğu için somut fiilin kanunda suç olarak düzenlenmiş olması ve ilgili kişinin kastı veya kanunda aranan kusurunun bulunması gerekir.
Bununla birlikte dernek faaliyetleri sırasında bazı fiiller doğrudan ceza hukuku bakımından önem taşır. Dernekler Kanunu m.32/e uyarınca, genel kurul ve diğer dernek organlarında yapılan seçimler ve oylamalar ile oyların sayım ve dökümüne hile karıştıranlar defter veya kayıtları tahrif eden, yok eden veya gizleyenler, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır.
Dernekler Kanunu m.32/f ise özellikle dernek malvarlığının kötüye kullanılması bakımından önemlidir. Buna göre, kendisine tevdi olunan derneğe ait para veya para hükmündeki evrak, senet veya sair malları kendisinin veya başkasının menfaatine kullanan, rehneden, satan, gizleyen, imha eden, inkar eden, tahrif veya tağyir eden yönetim kurulu başkanı ve üyeleri, denetçiler veya dernek personeli Türk Ceza Kanunu’nun güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır.
Bu noktada Türk Ceza Kanunu m.155 gündeme gelir. TCK m.155’te güveni kötüye kullanma suçu düzenlenmiştir. Dernek yöneticisinin, derneğe ait para veya mal üzerinde kendisinin ya da başkasının yararına, teslim amacı dışında tasarrufta bulunması halinde somut olayın özelliklerine göre bu suç bakımından değerlendirme yapılabilir.
Yardım toplama faaliyeti bakımından ise 2860 sayılı Kanun m.28 ayrıca önemlidir. Bu maddeye göre, yardım toplama faaliyetinden elde edilen mal ve paraları zimmetine geçiren kişi, kamu görevlisi olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ceza Kanunu’nun zimmet suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır.
Somut olayın niteliğine göre özel belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, vergi mevzuatına aykırılık veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama gibi suç tipleri de ayrıca gündeme gelebilir. Ancak bu suçların oluşup oluşmadığı her somut olayda deliller, failin sıfatı, kastı ve fiilin niteliği dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Denetim ve Kamu Otoritesine Karşı Yükümlülükler
Derneklerde iç denetim esastır. 5253 sayılı Dernekler Kanunu m.9 uyarınca iç denetim genel kurul, yönetim kurulu veya denetim kurulu tarafından yapılabileceği gibi, bağımsız denetim kuruluşlarına da denetim yaptırılabilir. Ancak genel kurul, yönetim kurulu veya bağımsız denetim kuruluşlarınca denetim yapılmış olması, denetim kurulunun yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Denetim kurulu derneğin tüzüğünde gösterilen amaç doğrultusunda faaliyet gösterip göstermediğini, defter, hesap ve kayıtların mevzuata ve dernek tüzüğüne uygun tutulup tutulmadığını denetler. Denetim kurulu üyelerinin istemi üzerine her türlü bilgi, belge ve kayıtların dernek yetkilileri tarafından gösterilmesi veya verilmesi zorunludur.
Dernekler Kanunu m.19 uyarınca gerekli görülen hallerde derneklerin faaliyetleri, defterleri ve kayıtları İçişleri Bakanı veya mülki idare amiri tarafından denetletilebilir. Denetim sırasında görevli memurlar tarafından istenecek her türlü bilgi, belge ve kayıtların gösterilmesi veya verilmesi zorunludur. Denetim sırasında suç teşkil eden fiillerin tespit edilmesi halinde mülki idare amiri durumu Cumhuriyet savcılığına ve derneğe bildirir.
Yönetim Kurulu Üyeleri Nelere Dikkat Etmelidir?
Dernek yönetim kurulu üyelerinin sorumluluk riskini azaltmak için öncelikle derneğin tüm gelir ve giderleri belgeye bağlanmalıdır. Dernek adına yapılan işlemler mümkün olduğunca dernek banka hesapları üzerinden yürütülmeli, kişisel hesaplar ile dernek hesapları kesin şekilde ayrılmalıdır.
Önemli mali kararlar yönetim kurulu kararıyla alınmalı, karar defterine açık şekilde yazılmalı ve harcamaların dernek amacıyla bağlantısı kurulmalıdır. Bağış kampanyalarında kampanyanın amacı, süresi, kapsamı, izin süreci ve kesin hesap yöntemi baştan belirlenmelidir.
Dernekler Yönetmeliği m.38 ve m.39 çerçevesinde gelir ve gider belgeleri usulüne uygun düzenlenmeli ve saklanmalıdır. Dernekler Kanunu m.19 ve Dernekler Yönetmeliği m.83 uyarınca yıllık beyanname yükümlülüğü süresinde yerine getirilmelidir. Yardım toplama faaliyeti yürütülüyorsa 2860 sayılı Kanun m.6, m.14, m.16 ve m.17 hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.
Dernek büyüdükçe, bağış hacmi arttıkça veya kamuoyuna açık kampanyalar yürütüldükçe, iç kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekir. Bu kapsamda mali müşavir, hukuk danışmanı ve gerektiğinde bağımsız denetim desteği alınması yönetim kurulu üyeleri bakımından koruyucu nitelik taşıyabilir.
Sonuç
Dernekler, sivil toplum hayatı ve toplumsal dayanışma bakımından önemli yapılardır. Ancak özellikle bağış toplayan, kamuoyuna açık faaliyet yürüten veya yüksek hacimli mali işlem yapan derneklerde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu daha da önem kazanmaktadır.
Türk Medeni Kanunu m.85 uyarınca derneğin yürütme ve temsil organı olan yönetim kurulu Dernekler Kanunu, Dernekler Yönetmeliği, dernek tüzüğü ve genel kurul kararları çerçevesinde hareket etmekle yükümlüdür. Dernek gelir ve giderlerinin belgelendirilmesi, defterlerin usulüne uygun tutulması, yıllık beyannamenin verilmesi, denetim taleplerine cevap verilmesi ve bağışların amacına uygun kullanılması bu sorumluluğun temel unsurlarıdır.
Kural olarak derneğin borçlarından dernek tüzel kişiliği sorumlu olsa da, yönetim kurulu üyelerinin kusurlu, hukuka aykırı veya dernek amacına aykırı işlemleri nedeniyle kişisel mali sorumlulukları doğabilir. Ayrıca defter ve kayıtların tahrif edilmesi, gerçeğe aykırı beyanname verilmesi, dernek malvarlığının kişisel menfaat için kullanılması veya yardım toplama faaliyetinden elde edilen mal ve paraların amacı dışında kullanılması halinde cezai sorumluluk da gündeme gelebilir.
Sonuç olarak dernek yönetiminde şeffaflık, düzenli kayıt, iç denetim ve hesap verebilirlik yalnızca iyi yönetim ilkesi değil aynı zamanda yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai risklerden korunması bakımından da zorunlu bir güvence niteliğindedir.
Sık Sorulan Sorular
· Dernek yönetim kurulu üyeleri derneğin borçlarından şahsen sorumlu olur mu?
Kural olarak derneğin borçlarından dernek tüzel kişiliği sorumludur. Ancak yönetim kurulu üyesinin kusurlu, hukuka aykırı veya tüzüğe aykırı işlemi nedeniyle zarar doğmuşsa kişisel sorumluluk gündeme gelebilir.
· Dernek bağışları amacı dışında kullanılırsa ne olur?
Bağışların amacı dışında kullanılması, somut olaya göre mali sorumluluk, idari yaptırım ve cezai sorumluluk doğurabilir. Yardım toplama faaliyeti kapsamında toplanan paralar bakımından 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu hükümleri ayrıca önem taşır.
· Derneklerde defter ve kayıtların tutulmaması ceza doğurur mu?
Evet. 5253 sayılı Dernekler Kanunu m.32/d uyarınca tutulması gereken defter veya kayıtları tutmayan ya da tasdiksiz defter tutan dernek yöneticileri hakkında hapis veya adli para cezası gündeme gelebilir.
· Dernek yönetim kurulu üyeleri güveni kötüye kullanma suçundan sorumlu olabilir mi?
Evet. Dernekler Kanunu m.32/f uyarınca derneğe ait para veya malların kendisinin ya da başkasının menfaatine kullanılması halinde Türk Ceza Kanunu’nun güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümleri uygulanabilir.
· Derneklerde denetim kurulu bulunması yönetim kurulunun sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?
Hayır. Dernekler Kanunu m.9 uyarınca denetim kurulu derneğin faaliyetlerini ve kayıtlarını denetlemekle yükümlüdür ancak bu durum yönetim kurulunun yürütme, temsil ve mali işleyişe ilişkin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz.





Yorumlar