Ortaklı Şirketlerde Dikkat Edilmesi Gerekenler Marka, Alan Adı ve Ortaklar Arası Sözleşme
- Ocak Yılmaz Partners Hukuk

- 1 gün önce
- 4 dakikada okunur

Bir iş fikri etrafında bir araya gelen ortaklar, çoğu zaman şirketi kurma heyecanıyla asıl önemli soruları sonraya bırakır. Marka kimin adına tescilli? Alan adı hangi ortağın hesabında? Ortaklardan biri ayrılmak isterse ne olacak? Bu soruların cevabı işler yolundayken kimseyi ilgilendirmez; ancak bir uyuşmazlık çıktığında şirketin geleceğini belirleyen tam da bu cevaplardır. Bu yazıda ortaklı şirketlerde dikkat edilmesi gerekenleri, marka haklarından alan adı sahipliğine ve ortaklar arası sözleşmeye kadar uygulamada en sık sorun yaşanan başlıklar üzerinden ele alıyoruz.
Şirket Türü ve Ortaklık Yapısının Doğru Kurgulanması
Her ortaklık aynı hukuki elbiseyi giymez. Türk Ticaret Kanunu kapsamında en yaygın tercih edilen yapılar limited şirket ve anonim şirkettir, küçük ölçekli ve güvene dayalı iş birliklerinde ise adi ortaklık (TBK m. 620 vd.) karşımıza çıkar. Ancak adi ortaklıkta ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu sınırsız ve müteselsildir; bu nedenle ticari hacmi büyüyecek bir iş için adi ortaklıkta kalmak ciddi bir risktir.
Şirket türü seçilirken pay devrinin kolaylığı, ortakların kamu borçlarından sorumluluğu, sermaye yapısı ve ileride yatırım alma ihtimali birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin anonim şirkette pay devri kural olarak daha serbestken, limited şirkette devir genel kurul onayına ve noter ile ticaret sicili aşamalarına tabidir. Bu fark, ileride ortaklıktan çıkış senaryolarını doğrudan etkiler.
Marka Hakları: Marka Şirkete mi, Ortağa mı Ait?
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, şirketin fiilen kullandığı markanın ortaklardan birinin şahsı adına tescilli olmasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca marka hakkı tescil sahibine aittir. Şirketin markayı yıllardır kullanıyor olması tek başına mülkiyet sağlamaz. Ortaklık bozulduğunda marka sahibi ortak, şirketin kendi markasını kullanmasını engelleyebilir ve hatta şirkete karşı marka tecavüzü iddiasında bulunabilir.
Bu nedenle:
• Marka tescili mümkün olan en erken aşamada ve doğrudan şirket tüzel kişiliği adına yapılmalıdır.
• Marka bir ortak adına tescilliyse, noter onaylı devir sözleşmesi ile şirkete devredilmeli ve devir TÜRKPATENT nezdinde sicile işlenmelidir. Sicile işlenmeyen devir iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
• Logo, ambalaj, yazılım arayüzü gibi tasarımlar için de eser sahipliği ve tasarım tescili yönünden aynı değerlendirme yapılmalıdır. Ortaklardan birinin veya dışarıdan bir tasarımcının ürettiği içeriklerde, mali hakların yazılı sözleşmeyle şirkete devri gerekir (FSEK m. 52 uyarınca devir sözleşmelerinin yazılı olması ve devre konu hakların ayrı ayrı gösterilmesi zorunludur.)
Alan Adı ve Dijital Varlıkların Sahipliği, Ortaklı Şirketlerde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Şirketin web sitesi, çoğu zaman markadan bile önce hayata geçer; ancak alan adı sahipliği genellikle "en teknik bilen ortağın" kişisel hesabı üzerinden yürütülür. Alan adının kayıtlı sahibi (registrant) kimse, hukuken tasarruf yetkisi de ondadır. Ortaklık sona erdiğinde alan adını elinde tutan kişi, şirketin dijital kimliğini fiilen rehin almış olur.
Aynı risk sosyal medya hesapları, e-posta altyapısı, bulut hizmetleri, yazılım lisansları ve kaynak kodu depoları (repository) için de geçerlidir. Alınması gereken önlemler:
• .tr uzantılı alan adları dahil tüm alan adlarının kayıt sahibi olarak şirket tüzel kişiliği gösterilmelidir; kişisel hesaplarda tutulan alan adları şirkete devredilmelidir.
• Sosyal medya ve hizmet hesaplarının yönetici erişimleri şirket kontrolündeki kurumsal e-posta üzerinden tanımlanmalı, tek bir ortağın kişisel hesabına bağlı bırakılmamalıdır.
• Yazılım geliştiren ortaklıklarda kaynak kodun mülkiyeti ve erişim yetkileri ortaklar arası sözleşmede açıkça düzenlenmelidir.
Ortaklar Arası Sözleşme: Şirketin Asıl Sigortası
Şirket ana sözleşmesi (esas sözleşme) ticaret sicilinde herkese açık olduğundan, ortakların ticari sırlarını ve özel dengelerini düzenlemeye elverişli değildir. Bu boşluğu ortaklar arası sözleşme (pay sahipleri sözleşmesi / shareholders’ agreement) doldurur. İyi hazırlanmış bir ortaklar arası sözleşmede en az şu başlıklar bulunmalıdır:
Pay devri kısıtlamaları: Ortakların paylarını dışarıdan üçüncü kişilere serbestçe devretmesi, istenmeyen bir yabancının ortaklığa girmesi sonucunu doğurur. Ön alım hakkı (right of first refusal), birlikte satma hakkı (tag along) ve birlikte satmaya zorlama hakkı (drag along) gibi mekanizmalar bu riski yönetir.
Görev ve sermaye dengesi: Bir ortağın sermaye, diğerinin emek koyduğu yapılarda; emeğin karşılığı, kâr payı dağıtım esasları ve ortakların şirketten alacağı ücretler açıkça yazılmalıdır. "Nasılsa anlaşırız" yaklaşımı, uyuşmazlıkların en verimli tohumudur.
Karar alma ve kilitlenme (deadlock): Özellikle %50-%50 ortaklıklarda hiçbir kararın alınamadığı kilitlenme halleri için çözüm mekanizması (arabuluculuk, üçüncü kişi hakem, alım-satım opsiyonları) öngörülmelidir. Aksi halde tek çıkış yolu çoğu zaman haklı sebeple fesih davası olur ki bu, şirketin sonu demektir.
Rekabet yasağı ve gizlilik: Ortağın ortaklık süresince ve ayrılmasından sonra belirli bir süre şirketle rekabet etmemesi ve ticari sırları saklaması yükümlülüğü, makul süre ve coğrafi sınırlarla düzenlenmelidir. Sınırsız ve süresiz rekabet yasakları geçerlilik sorunuyla karşılaşabilir.
Ayrılma ve pay değerleme: Ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağın payının hangi yöntemle değerleneceği (defter değeri, gerçek değer, bağımsız değerleme) ve bedelin nasıl ödeneceği önceden belirlenmelidir. Değerleme yöntemi yazılı değilse, ayrılma süreci yıllarca süren bir davaya dönüşebilir.
Cezai şart: Sözleşmeye aykırılık hallerinde caydırıcılık sağlamak için TBK m. 179 vd. çerçevesinde cezai şart öngörülebilir.
İmza Yetkileri ve Şirket Yönetiminde Şeffaflık
Ortaklıklarda güven esastır; ancak güven, denetimin alternatifi değildir. Şirketi tek başına temsile yetkili tek bir ortak, şirketi diğer ortakların haberi olmadan borç altına sokabilir. Bu nedenle belirli tutarın üzerindeki işlemler için çift imza kuralı, banka hesaplarında ortak yetkilendirme ve düzenli mali raporlama pratiği kurulmalıdır. Limited şirketlerde ortakların bilgi alma ve inceleme hakkı (TTK m. 614), anonim şirketlerde ise pay sahiplerinin bilgi alma hakkı (TTK m. 437) yasal güvence sağlar; ancak bu hakların fiilen işleyebilmesi için düzenli raporlama kültürünün baştan kurulması gerekir.
Vergi, SGK ve Kamu Borçlarından Sorumluluk
Limited şirket ortakları, şirketten tahsil edilemeyen vergi ve SGK borçlarından sermaye payları oranında ve şahsi malvarlıklarıyla sorumludur (6183 sayılı Kanun m. 35). Anonim şirkette ise bu sorumluluk kural olarak kanuni temsilcilere (yönetim kurulu) aittir. Pasif kalmayı planlayan bir yatırımcı ortak için bu fark, şirket türü seçiminde tek başına belirleyici olabilecek ağırlıktadır. Ayrıca ortaklıktan ayrılırken pay devrinin sicile tescil tarihi, kamu borçlarından sorumluluğun sınırını belirlediğinden devir işlemlerinin usulüne uygun tamamlanması kritik önemdedir.
KVKK ve Sözleşmesel Uyum Altyapısı
Ortaklı şirketlerde göz ardı edilen bir diğer alan, kişisel verilerin korunması mevzuatına uyumdur. Şirket tüzel kişiliği, 6698 sayılı KVKK kapsamında veri sorumlusudur; çalışan, müşteri ve tedarikçi verilerine ilişkin aydınlatma yükümlülüğünün ayrı ve bağımsız metinlerle yerine getirilmesi, gerekli hallerde VERBİS kaydının yapılması ve veri işleme envanterinin oluşturulması gerekir. Ortaklar arasında müşteri verilerinin paylaşımı dahi, hukuki dayanağı kurulmadan yapıldığında idari yaptırım riski doğurur.
Sonuç: Sözleşme, Güvensizliğin Değil Öngörünün Belgesidir
Ortaklar arası sözleşme talep etmek, çoğu zaman "bana güvenmiyor musun?" sorusuyla karşılanır. Oysa doğru soru şudur: İşler yolunda gitmediğinde ne olacağını bugün, herkes iyi niyetliyken mi konuşmak istersiniz; yoksa uyuşmazlık çıktığında, herkes kendi avukatıyla mı? Ortaklı şirketlerde dikkat edilmesi gerekenlerin ortak paydası budur: Marka, alan adı, pay devri ve yönetim yetkileri şirket adına ve yazılı olarak güvence altına alındığında, ortaklık kişilere değil kurallara dayanır; kalıcı olan da budur.
Şirket kuruluşu, ortaklar arası sözleşme hazırlanması ve marka-alan adı devirleri konusunda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.



Yorumlar