top of page

İZİNSİZ SES VE GÖRÜNTÜ KAYDI ALMAK SUÇ MUDUR? CEZA HUKUKU VE DELİL NİTELİĞİ

1 gün önce
4 dakikada okunur

Günümüzde cep telefonları, güvenlik kameraları, araç kameraları ve mesajlaşma uygulamaları sayesinde ses ve görüntü kaydı almak oldukça kolay hale gelmiştir. Ancak teknolojik kolaylık, her durumda hukuki serbestlik anlamına gelmez. Bir kişinin rızası olmadan sesinin veya görüntüsünün kayda alınması, somut olayın özelliklerine göre ceza hukuku bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.

 

Uygulamada en sık karşılaşılan sorulardan biri şudur: “Gizlice ses kaydı almak suç mudur?” veya “İzinsiz alınan ses kaydı mahkemede delil olur mu?” Bu sorulara tek bir genel cevap vermek mümkün değildir. Kaydın nerede alındığı, konuşmanın aleni olup olmadığı, kaydı alan kişinin konuşmaya taraf olup olmadığı, özel hayat alanına müdahale edilip edilmediği ve kaydın hangi amaçla kullanıldığı birlikte değerlendirilmelidir.

Bu yazımızda izinsiz ses ve görüntü kaydı almanın ceza hukuku bakımından hangi suçları oluşturabileceği ve bu kayıtların yargılamada delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı incelenecektir.

 

İzinsiz Ses Kaydı Almak Hangi Suçları Oluşturabilir?

 

Türk Ceza Kanunu’nda izinsiz ses ve görüntü kaydı bakımından özellikle TCK m.132, m.133 ve m.134 hükümleri önem taşır.

 

TCK m.132, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu düzenlemektedir. Telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar, e-posta yazışmaları veya benzeri haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi ya da ifşa edilmesi bu madde kapsamında değerlendirilebilir.

 

TCK m.133 ise kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkindir. Buna göre, taraflardan birinin rızası olmaksızın aleni olmayan bir konuşmanın cihazla dinlenmesi veya ses alma cihazı ile kaydedilmesi suç oluşturabilir. Kişinin bizzat katıldığı aleni olmayan bir konuşmayı diğer konuşanların rızası olmadan kaydetmesi de ayrıca bu madde kapsamında değerlendirilir.

 

TCK m.134 ise özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu düzenlemektedir. Kişinin özel yaşam alanına ilişkin görüntü veya seslerin kayda alınması halinde ceza artırımı gündeme gelebilir. Bu nedenle ev, otel odası, özel toplantı alanı, kapalı aile ortamı, özel görüşme veya mahrem alanlarda yapılan kayıtlar daha ağır hukuki risk doğurabilir.

 

Görüntü Kaydı Almak Her Zaman Suç mudur?

Görüntü kaydı bakımından da temel ayrım, kaydın alındığı yer ve görüntünün niteliğidir. Herkesin görebileceği kamusal alanda yapılan genel görüntü kaydı ile bir kişinin özel hayat alanına yönelmiş gizli görüntü kaydı aynı şekilde değerlendirilmez.

 

Örneğin bir meydanda, işyerinin kamera bulunan ortak alanında veya herkesin görebileceği bir yerde alınan görüntü ile kişinin özel yaşamına ilişkin görüntülerin gizlice kaydedilmesi arasında önemli fark vardır. Kayıt, kişinin özel hayatını, mahremiyetini veya kişisel verilerini hedef alıyorsa TCK m.134 ve koşullarına göre TCK m.135 ve 136 hükümleri gündeme gelebilir.

 

Bunun yanında görüntünün yalnızca kaydedilmesi değil, üçüncü kişilerle paylaşılması veya sosyal medyada yayımlanması da ayrıca sorumluluk doğurabilir. Özellikle kişinin rızası olmadan özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin ifşa edilmesi, ceza hukuku bakımından daha ağır sonuçlara yol açabilir.

 

İzinsiz Kayıt Delil Olarak Kullanılabilir mi?

 

Ceza yargılamasında temel kural, delilin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmasıdır. CMK m.206/2-a uyarınca kanuna aykırı olarak elde edilen delil reddedilir. CMK m.217/2’ye göre ise yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Anayasa m.38/6 da kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini düzenlemektedir.

 

Bu nedenle hukuka aykırı şekilde elde edilen ses veya görüntü kayıtları kural olarak yargılamada delil olarak kullanılamaz. Ayrıca kaydı alan kişi bakımından da ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.

 

Ancak uygulamada çok istisnai bir alan bulunmaktadır. Yargıtay içtihatlarında, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, ani gelişen ve başka türlü delil elde etme imkanının bulunmadığı durumlarda yaptığı kaydın hukuka uygun kabul edilebileceği belirtilmektedir. Burada önemli olan, kaydın planlı şekilde delil oluşturmak amacıyla yapılmaması kişinin o anda kendisine yönelen haksız fiili ispatlamak dışında makul bir imkanının bulunmamasıdır.

 

Dolayısıyla “gizli ses kaydı her zaman delildir” veya “gizli ses kaydı hiçbir zaman delil olmaz” şeklinde kesin bir yaklaşım doğru değildir. Somut olayın şartları, kaydın amacı, kaydın alındığı ortam, konuşmanın niteliği ve başka delil elde etme imkanı birlikte değerlendirilmelidir.

 

Planlı Kayıt ile Ani Gelişen Kayıt Arasındaki Fark

 

İzinsiz kayıtlarla ilgili en önemli ayrımlardan biri, kaydın ani gelişen bir olay sırasında mı yoksa önceden planlanarak mı alındığıdır.

Kişi, kendisine karşı o anda işlenmekte olan tehdit, hakaret, şantaj, cinsel taciz veya benzeri bir fiili başka türlü ispatlama imkanı bulunmadığı için kayıt almışsa, bu durum ayrı değerlendirilir. Buna karşılık kişi, daha önce yaşanmış bir olayı ispatlamak amacıyla karşı tarafı özellikle arayıp konuşturuyor, buluşma ayarlıyor veya konuşmayı yönlendirerek kayıt oluşturuyorsa, bu kayıt hukuka aykırı delil olarak kabul edilebilir.

 

Bu nedenle kayıt almadan önce “Bu olay ani mi gelişti?”, “Başka türlü delil elde edebilir miyim?”, “Yetkili makamlara başvurma imkanım var mı?”, “Karşı tarafı özellikle konuşturarak delil mi oluşturmaya çalışıyorum?” soruları önemlidir.

 

İşyerinde Ses ve Görüntü Kaydı

 

İşyerlerinde ses ve görüntü kaydı alınması ayrıca dikkat gerektirir. Kamera ile izleme, çalışanların kişisel verilerinin işlenmesi anlamına gelebilir. Bu nedenle işverenin meşru amacı, aydınlatma yükümlülüğü, ölçülülük ilkesi ve veri güvenliği tedbirleri önem taşır.

 

Özellikle çalışanların haberi olmadan ses kaydı alınması, işyerindeki kamera sistemlerinden farklı şekilde daha ağır bir mahremiyet müdahalesi olarak değerlendirilebilir. İşverenin çalışanları sürekli dinlemesi, özel konuşmaları kaydetmesi veya bu kayıtları disiplin sürecinde kullanması hem ceza hukuku hem de kişisel verilerin korunması hukuku bakımından risk doğurabilir.

 

Mağdur Ne Yapmalıdır?

 

Rızası olmadan ses veya görüntüsü kaydedilen kişi, öncelikle kaydın nerede, kim tarafından ve ne şekilde alındığını belirlemeye çalışmalıdır. Kayıt sosyal medyada, mesajlaşma uygulamasında veya üçüncü kişiler arasında paylaşılmışsa ekran görüntüsü, bağlantı adresi, tarih-saat bilgisi ve paylaşım yapan hesap bilgileri saklanmalıdır.

 

Somut olayın niteliğine göre Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Ayrıca kaydın sosyal medya veya internet ortamında paylaşılması halinde içeriğin kaldırılması için platformlara başvuru yapılması da değerlendirilebilir.

 

Sonuç

 

İzinsiz ses ve görüntü kaydı almak, somut olayın özelliklerine göre haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal veya kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi ve yayılması suçlarını gündeme getirebilir.

 

Bu kayıtların yargılamada delil olarak kullanılabilmesi ise ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmalarına bağlıdır. Kural olarak hukuka aykırı kayıtlar delil olarak kullanılamaz. Bununla birlikte, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu başka türlü ispatlama imkanı bulunmayan ani ve zorunlu durumlarda aldığı kayıtlar, istisnai olarak farklı değerlendirilebilir.

Sonuç olarak ses veya görüntü kaydı almadan önce, kaydın özel hayatı ihlal edip etmediği, konuşmanın aleni olup olmadığı, kayıt alma amacının ne olduğu ve başka delil elde etme imkanı bulunup bulunmadığı dikkatle değerlendirilmelidir. Aksi halde delil elde etmek amacıyla yapılan bir kayıt, bizzat kaydı alan kişi bakımından ceza sorumluluğu doğurabilir. Bu yazı bilgilendirme amaçlı olup hukuki görüş taşımamaktadır. Hukuki uyuşmazlıklar için lütfen bir avukata danışınız.

 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
Av. Girayhan OCAK - Av. Cevdet YILMAZ
  • Instagram
  • LinkedIn

Çınar Mah, Passa Plaza, 5003/2 Sk. No:8 K:1 D:26, 35090 Bornova/İzmir

Bu sitedeki hiçbir içerik hukuki tavsiye değildir ve hukuki tavsiye olarak kabul edilemez. Söz konusu metinler hazırlanırken o tarihte yürürlükte olan yasal mevzuat esas alınmış olup; ileri tarihte gerçekleşecek mevzuat değişiklikleri çerçevesinde farklılıklar meydana gelebilir. Diğer internet sitelerine yapılan bağlantılar, bu sitelerin teşvik edildiği veya onaylandığı anlamına gelmez.

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

İzmir Avukat Arabulucu

bottom of page